Yardıma mı ihtiyacınız var? +90 541 317 87 11
  1. Anasayfa
  2. Yurtdışında Yaşayan Türkler Çocuklarına İlk Hangi Dili Öğretmelidir?
Yurtdışında Yaşayan Türkler Çocuklarına İlk Hangi Dili Öğretmelidir?

Yurtdışında Yaşayan Türkler Çocuklarına İlk Hangi Dili Öğretmelidir?

  • 13 September 2019
  • 17 Beğeni
  • 429 Görüntülenme
  • 0 Yorum

Dil; bir toplulukta insanların birbirleriyle anlaşmalarını sağlayan ses ve anlam yönünden ortak ögelerden oluşan bir iletişim aracıdır. Toplumlar, iletişim ihtiyaçları sebebiyle ortak ögelerden oluşan bir dil oluşturmuşlardır ve yeni doğan bebeklere de o dil aktarılarak toplumun ana dili yaşatılır. Buradan yola çıkarak ana dili, dünyaya gelen her bireyin öğrendiği ilk dil olarak tanımlayabiliriz. Ana dil, çocuğun içine doğduğu aile ve sosyal çevresi tarafından öğretilir. Fakat günümüzde, özellikle ana vatanı olmayan bir ülkede doğmuş olan, kendi tercihleri veya savaş, göç gibi zorunlu durumlar nedeniyle başka ülkelerde yaşayan ve bu sebeplerle başka dilleri de öğrenen, konuşan binlerce insan vardır. Bu insanlar için, “iki dilli”, “iki dillilik” ifadeleri kullanılabilir. Bir kişinin iki dilli sayılabilmesi için günlük hayatında kullandığı dillerde aynı yeterliliğe sahip olması beklenmektedir.

Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere, Türkler pek çok ülkeye göç etmiştir. Sayısal verilere göre, yurt dışında yaşayan 6.5 milyon Türk bulunmaktadır. 6.5 milyonun içinde elbette çocuklar da fazla sayıdadır. Aileler; çocuklarını hangi dilde yetiştirmeleri gerektiği ve ağırlıklı olarak hangi dili kullanmaya teşvik etmeleri gerektiği konusunda karar vermekte zorlanabilirler. Özellikle evde Türkçe konuşulur ve tercih edilirse çocukların okuldaki akademik başarılarının düşeceğinden, o ülkenin dilini yeteri kadar kullanmazlarsa sosyal çevre ve devlet kurumları tarafından dışlanacaklarından endişe edebilirler. Bu işin doğrusu nedir, çocuklar hangi dille yetişmeli sorularıyla literatür tarandığında birçok araştırmanın aynı paydada buluştuğu görülmektedir.

Bu ortak payda; ailenin çocuklarına Türkçe ve Türk kültürünü birincil olarak öğretmeleri gerektiğidir. Bir çocuk, öncelikle kendi ana dilini öğrenmelidir. Kendi dilini iyi düzeyde öğrenemeyenlerin yeni dilleri de iyi öğrenemedikleri söylenebilir. Çünkü, yabancı dilin kelimelerini ve gramer yapısını kendi dillerine ekleyerek bir karmaşa yaratabilirler. Bu konuyla ilgili, Rus filolog ve pedagogu Usinski Konstantin Dmitriyeviç’in güzel bir benzetmesi vardır. Yabancı dil öğrenme konusunda ana dili balık tutma eylemindeki oltaya benzetmektedir. Bu bağlamda ana dili, iletişimlerinde yetkin bir şekilde kullanabilecek düzeyde öğrenen çocukların, bulundukları ülkelerin dillerini de daha kolay öğrenebildikleri ve dolayısıyla topluma da uyum sağladıkları söylenebilir.

Yapılan araştırmalar, yurt dışında yaşayan Türk çocuklarının eğitim ve öğretim hayatlarında başarısız olmalarının bir olası sebebinin, ana dilin öğrenilmemesi olarak açıklamıştır. Çocuğun başarılı olabilmesi için hem ana dilinin hem de o ülkenin dilinin çok iyi öğretilmesi gerekmektedir. Aslında çocuk iki dilli olmalıdır. İki dilli olmanın büyük avantajları vardır. Tek dilli ve iki dilli çocuklar karşılaştırıldığında; iki dilli çocukların sosyal, dilsel ve psikolojik olarak uyum düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmektedir.

Yapılan araştırmalar; hem ana diline hem de yaşadığı ülkenin diline yeteri kadar hakim olan öğrencilerin akademik başarılarında bir artış olduğunu göstermektedir. Fakat iki dilli çocuğun her iki dili de yeteri kadar iyi düzeyde biliyor olması gerektiği unutulmamalıdır. İki dilde de yetkin olmak ve iletişim aracı olarak rahatlıkla kullanabilmek önemli bir faktördür. Aksi durumda yine dil karmaşası denilen sorun yaşanabilir. Bu sebeple çocukların hem ana dillerini hem de yaşadıkları ülkenin dillerini yeterli bir düzeyde öğrenebilmeleri için yüksek düzeyde çabanın gösterilmesi ve verilebilecek ek eğitimlerle ortaya çıkan/ çıkabilecek eksikliklerin giderilmesi oldukça önemlidir.

Tüm bu bilgiler doğrultusunda; yurt dışında yaşayan Türk çocukların öncelikli olarak ana dili öğrenmelerini önermekteyim. Aileler; çocuklarına Türkçenin düzgün kullanımında model olmalı ve Türkçeyi kullanabilecekleri ortamlar yaratmalıdırlar. Bir dilin iyi öğrenilebilmesi için o dilin sevilmesi gerekir. Bu sebeple Türkçeyi sevdirecek kitaplar okunabilir, etkinlikler düzenlenebilir. Ana dili iyi öğrenen çocuk daha sonrasında mutlaka o ülkenin dilini de öğrenmelidir. Ana dili yeteri kadar iyi kullanıyor olmak, diğer dilleri rahatlıkla öğrenme noktasında besleyici olacaktır.

Bu yazı Remote Clinic ekibinden Çocuk-Ergen Klinik Psikolog Şule Sabır tarafından yazılmıştır.

KAYNAKÇA

1. Can, N., Can, M. (2009). Yurtdışında bulunan Türk çocuklarının eğitimleriyle ilgili sorunları ve çözüm önerileri. Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi, 1, 112-130.

2. Çakır, M. (2002). Almanya’daki çok kültürlü ortamlarda Türkçenin ana dili olarak kullanımı. Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 1, 913-937.

3. Demir, T. (2010). Yurt dışındaki Türk çocukları için Türkçe ve Türk kültürü dersi öğretim programı kapsamındaki Türkçe dersi kazanımlarının değerlendirilmesi. GÜ Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, 30(3), 913-937.

4. Ortaköylü, S., Satılmış, S. ve Eyüp B. (2020). Yurt dışında yaşayan Türk çocuklarına yönelik yapılan araştırmalar üzerine bir analiz çalışması. Ana Dili Eğitimi Dergisi, 8(1), 87-112.

5. Sarıbaş,M.,Demir, N. (2020). İsviçre’de yaşayan Türk çocuklarının ana dili eğitiminde karşılaştıkları problemlerin incelenmesi.Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, 18(2), 874-892.

6. Şen, Ü. (2010). Yurt dışında yaşayan Türk çocuklarının ana dili eğitimine yönelik Millî Eğitim Bakanlığı bünyesine yapılan çalışma ve uygulamalar. ZeitschriftfürdieWelt der Türken/Journal of World of Turks, 2(3), 239-253.

7. Turhan, Ş. (2012). Avusturya’da yaşayan Türklerin Avusturya eğitim öğretim sistemindeki  yeri. Yayınlanmamış uzmanlık tezi, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, Ankara.

  • Paylaş:

Yorum Bırakın